Saçmalama Defteri-M

21/4/2008 - İlk Aşkım

Canım..

İlk aşkım..Tek yaram.. Geçer demişlerdi ya geçmedi ama kanamıyor artık gittiğin gün ki gibi...

bir yanı eksik kaldı kalbimin senden sonra..Sanma ki şikayetçiyim bundan.İyi ki vardın hayatımda.

İyi ki ordaydın.Yüreğimin tam ortasında..

Sen sevmedim diye üzülme.Ben iki kişilik sevdim .Bir borcun kalmadı aşka..Ben senin yerine ödedim.

Sen benim ilk aşkımsın..İlk arkadaşım..İlk öğretmenim.Bazen babam..Bazen yaram..En çok da kavgam..

Sen benim bir parçamsın canımdan önce ayrılmayacak olan..

Resimlerimize baktım geçen gün.Ne çoklar yarısı sende kaldığı halde...Paylaştığımız pek çok şey gibi..

Bizim zamanımızda modaydı yarısı sevgiliye verilen kalp kolyeler.Onun da yarısı sende.

Ben saklıyorum hala?Seninki şimdi acaba nerde?

Senden sonra sevmedim sanma..

Ama kalbimin bir parçasını almış götürmüştün ya o yüzden kimseyi senin gibi sevemedim bir daha.

Bir yanı sende kaldı aklımın.Her geçen uçakla bana selam gönderdin sandım...

tahmin edersin ki kimse yüreği yanında olmayan bir kız çocuğuyla mutlu olamadı..

Ve hepsi senden bir hatıraydı..Sen gittikten sonra büyüyemedim çünkü..

Ve yüreğimi gönderdim her giden uçakla senin yanına..Şimdi büyüdüm mü?

Kim bilir?

Gideceğini söylediğin günü hatırlıyorum.Aralık sonuydu.Gene uçaklar geçiyordu yükseklerden.Ellerin cebindeydi..Yüreğim ellerinde..Gidiyorum dedin.Yüreğim çırılçıplak kaldı.Üşüdüm.Dönecek misin dedim?

Ses vermedin..Ne dönerim dedin,ne bekle..Gidecektin ve daha gitmeden dönmemeyi koymuştun aklına.

Beni, aileni, mahalleni, arkadaşlarını, evini ve daha bir sürü şeyi bilmediğin uzak diyarlar

için bırakıyordun..

Oraları sevip sevmeceğini bile bilmezken.

Üzülme dedin.Üzülmek mi?Ben ölmüştüm oysa.Hayallerimi götürüyordun yanında. Sensiz olmayı hiç düşünmemiştim.Bıçak gibi keskindi oysa ayrılık..Sen tuttun ben kanadım.

Kaç yıl bekledim seni saymadım.3028 uçak saydım arkandan.Hiç biriyle dönmedin.

Dönmezsin de bir daha..

Bulutların arkasındasın..Gökyüzü aşık olmuş sana..Orda kalmışsın..

Şu an beni görüyorsun biliyorum..Seni göndereli 5 yıl olmuş.Gene Aralık.Gene uçaklar..

Ve gene hasret..

Dualarımdasın ilk aşkım..

Bir tanem..

Ben seni hiç unutmadım..Unutamadım..


2 YorumYorum yaz!Bağlantı

13/4/2008 - Merhaba

Merhabalar herkese tekrardan,
Ben yine geldim. Bu kez eli boş gelmedim. Yanımda ufak bir hikaye getirdim. Vakit ayırıp okur ve yorumlarınızı benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca Cholita'yı arıyorum her yerde ama bulamıyorum. Çok merak ediyorum. Hala onunla görüşen birileri varsa bana haber verebilir mi?

Sevgiler...

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

13/4/2008 - 1. Bölüm

1.bölüm

Siyah saçlı 5 yaşlarında küçük bir kız çocuğu koşturuyordu ormanda, adı Ezgi. Yasemin de peşinden koşuyordu. Ezgi’nin sesi kulağındaydı.
- Annem beni yakalayamaz ki. Annem beni yakalayamaz ki.
Arada bir de dönüp annesine bakıyordu cilveli bir şekilde. Yasemin tüm gücüyle koşuyordu. Ama etraf o kadar sisliydi ki ve Ezgi de o kadar hızlı.
- Dur kızım. Dur yavrum diye bağırıyordu Yasemin. Ama Ezgi bu oyundan çok hoşlanıyordu ve hiç de duracağa benzemiyordu.
- Haydi anne gelsene. Yakalasana beni.
Yasemin yere düştü. Ama umursamıyordu. Emekleyerek, zaman zaman sürünerek gidiyordu peşinden kızının. Ezgi bir adım attı. Yasemin de peşinden gidecekti ki aralarında kocaman bir uçurum oluştu. Ezgi bir tarafında Yasemin bir tarafında kalmıştı. Oyun oynarken gülen Ezgi bu kez korkmuş ve annesini çağırıyordu oysa bu kez Yasemin’in gelmesine imkan yoktu. Ezgi’nin ağlamalarına dayanamayan Yasemin tüm gücünü topladı. Geçmesi mümkün olmayan uçurumu da göze alarak Ezgi’nin yanına koşarak atlamaya çalıştı ama başaramadı. O dibi gözükmeyen uçurumdan aşağı doğru düşüyordu.

Yasemin korkuyla açtı gözlerini. Yine kötü bir rüya görmüştü. Uykusunda ağlamıştı sanki dudakları gözyaşının tadıyla tuzluydu. Yataktan kalktı. Daha geceydi. Her yer karanlıktı. Başucundaki su bitmişti. Ses yapmadan mutfağa doğru ilerledi. Bir bardak su içti. Biraz sakinleşmişti. Bu rüyalardan kurtulamıyordu. “Ezgi” diye fısıldadı. Yüzünü hatırlamıyordu gene. Sadece kendisininkilere benzer siyah saçları aklındaydı. Güçlükle kalktı sandalyeden. Kendi odasına girmek üzereyken fikir değiştirdi. Tam karşıdaki odaya girdi.

Barış gözlerini açtı. O bildik koku vardı işte yanında. Demekki bugün güzel bir gün olacaktı. Annesi yanındaydı. Gece birlikte uyumamışlardı aslında ne zaman gelmişti ki annesi? Ya da beraber mi uyumuşlardı. Hatırlamıyordu ki en son hatırladığı Fatma Teyze’sinin ona zorla süt içirdiğiydi. O zaman da daha annesi gelmemişti. Öyle ya eğer annesi olsa “Oğluşum sütünü iç de çabucak büyü. Okula git. Sonra işe gir. Çok para kazan. Sonra bana ve Fatma Teyze’ne sen bak. Ben de o zaman hiç işe gitmem. Her gece birlikte oluruz “ derdi. Ne güzel olurdu annesinin dediği gibi olsaydı. Annesi hep yanında olsaydı. Hiç işe gitmeseydi. Her gece birlikte uyusalardı. Ve her sabah birlikte uyansalardı. Annesini çok seviyordu. Öğretmeninden, Fatma Teyze’sinden, Serkan’dan, okuldaki kıvırcık saçlı Tülay’dan bile daha çok. Tülay çok güzeldi ama annesi kadar değil. Kimsenin gözleri bile annesininkiler gibi değildi. Boncuk gözlü annem derdi de annesi çok gülerdi. Fatma Teyzen mi öğretti sana bu lafı diye. Annesi gülünce de çok güzel oluyordu. O yüzden o da aklına geldikçe annesine boncuk gözlü annem diyordu. Şimdi de öyle yapacaktı. Hafifçe uzandı. Annesini öptü. Ve ekledi. “Boncuk gözlü annem uyan hadi.”
Yasemin gözlerini açtı. Sevgiyle gülümsedi. Sıkıca sarıldı Barış’ye “Boncuk gözlü annenin oğlu gel bakayım sen buraya”. Yasemin yataktan kalktı ama Barış’nin kalkmasına izin vermeden gıdıklamaya başladı oğlunu. Barış kahkahalarla gülüyordu. Bir taraftan da yapma diyordu. Kahkahaları evi çınlatıyordu. Kapıdan Fatma Teyze’nin başı uzandı.
- Günaydın. Ne zaman uyandınız bakayım siz?
Yasemin, Barış’yi gıdıklamayı bırakıp Fatma’ya baktı.
- Günaydın Fatma Teyze. Yeni kalktık. Seni de biz mi uyandırdık yoksa?
- Yok yavrum. Ben sabah namazından sonra uyumadım. Uyku tutmadı. Hadi ben hazırladım kahvaltıyı. Siz de oyalanmadan gelin.
Yasemin ve Barış yaramaz iki çocuk gibi baktılar birbirlerine. Fatma Teyze odadan çıkar çıkmaz Yasemin kaldığı yerden Barış’ı gıdıklamaya devam etti. Barış da o büyük çocuksu kahkahalarına. Fakat Fatma Teyze’nin sesini duymakta gecikmediler.
- Tostlarınız soğuyor ona göre.
Tost lafını duyunca ikisi de yataktan zıpladılar. Yasemin öpe okşaya giydirdi oğlunu kahvaltı için. Yüzlerini yıkadılar ve masadaki yerlerini aldılar. Güle eğlene kahvaltı yapıyorlardı hep beraber. En çok da Barış mutluydu. Annesi yanındaydı da. Bundan daha güzel ne olabilirdi?

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kerem sahile baktı. Bir sürü insan vardı. Tıpkı kendisi gibi. Evdeki sıkıntılarından kurtulmak için gelen belki, ya da yalnızlıklarından burada saklanan… Dertli dertsiz onlarca kişi. Onlardan biriydi işte Kerem de. Uzun zamandır hava bu kadar güzel değildi. Temiz havayı içine çekti. 3 yıllık ilişkisi bir çırpıda bitmişti kısa süre önce. İçinde bunun sıkıntısı vardı. Pelin’e kızamıyordu bile ayrıldıkları için. Artık düşünmek de istemiyordu. Belki bir müddet yalnız kalmak Kerem’e de iyi gelebilirdi.Diğer insanlardan biraz daha uzak yere gitti. Oltasını hazırladı. Ve denize doğru fırlattı hazırladığı oltayı. Bugün şanslı günü gibiydi kısa sürede balıklar oltaya takılmaya başlamıştı. Hepsini su dolu kovaya atıyordu. Kısa sürede kovası azımsanamayacak derecede balıkla dolmuştu. İyice neşesi yerine geldi Kerem’in. Kendini iyice kaptırmıştı ki yanına yaklaşan adımları farketti. Şansını bölüşmeye gelen bir balıkçı sanırken sandığından çok daha farklı birisi vardı karşısında. Meraklı gözlerle kovadaki balıkları izleyen dünyalar tatlısı bir erkek çocuğu.

- Selam delikanlı.
- Bu balıkların hepsini sen mi yakaladın amca?
- Evet. Bugün deniz çok güzel. Şanslı günümdeyim.
- Ama onlar çok şanslı değiller galiba. Size yakalandıklarına göre.
- Bu da bir bakış açısı. Çocuğun akıllıca cevabı çok hoşuna gitmişti Kerem’in.
- Onları yiyecek misin? Kovada şaşkınca gezinen balıkları gösteriyordu. Bunu nasıl yaparsınız der gibi soruyordu.
- Sence ne yapmalıyım?
- Hım.. Aklındaki cevabı vermeden biraz düşünür gibi yaptı çocuk. Ben olsam denize geri atardım. Hem belki anneleri onları arıyordur. Sonra bulamazlarsa çok üzülürler. Bu akıllı ve afacan çocuğun cevabını tebessümle dinledi Kerem.
- Doğrusu bu benim hiç aklıma gelmemişti. Haklısın dedi Kerem. Elindeki oltayı bıraktıktan sonra kovayı denize boşalttı. Çocuk da sevinçle alkış tutuyordu. Kovadaki son balığı da denize geri attıktan sonra çocuğa sordu. Oldu mu?
- Evet çok güzel oldu. Artık onlar da şanslı.
- Ne kadar akıllı bir çocuksun sen. İsmin ne senin?
- Benim ismim Barış.
- Benimki de Kerem. Kerem yanlarından geçen seyyar satıcıdan bir elma şekeri aldı ve bu tatlı çocuğa verdi. Barış senin sayende bugün bir sürü balık kurtuldu. Bunu sana ödül olarak vermek istiyorum. Kabul eder misin?
- Şeyy. Bilmiyorum. Anneme sormam lazım. Biraz uzaktaki bankta oturan annesini gösterdi. Yasemin de oğlunu izliyordu. Barış çok rahat bir çocuktu. Sevimli halleriyle çabucak etrafındakilerin ilgisini çekmeyi başarırdı Yasemin de bu duruma alışmış, oğlunun yeni arkadaşlarıyla tanışmasını uzaktan izlemekle yetiniyordu. Barış’nin kendisini işaret ettiğini görünce yerinden kalkıp oğlunun yanına geldi. Oraya gider gitmez Barış annesine sordu:
- Annecim amca bana elma şekeri vermek istiyor. Alabilir miyim?
Yasemin Barış’nin saçlarını okşadı:
- Tabi annecim. Ama amcaya teşekkür et tamam mı?
- Peki. Barış Kerem’e döndü. Elma şekerini aldı. Ve çok teşekkür ederim dedi.
Yasemin de döndü oğlunun yeni arkadaşına:
- Çok teşekkür ederiz. Zahmet etmeseydiniz keşke.
Kerem gülümseyerek cevap verdi:
- Ne zahmeti. Çok tatlı bir oğlunuz var. Ve çok iyi yetiştirmişsiniz. Sizi tebrik ederim.
- Sağolun. Biz artık gidelim. Hoşçakalın.
- Peki. Kerem dizlerinin üstüne çöküp çocuğun boyuna geldi. Elini uzattı. Saçlarını okşadı. Seninle tanıştığıma çok memnun oldum Barış. Ve beni balıklarla ilgili uyardığın için de teşekkür ederim.
- Ben de çok memnun oldum Kerem Amca. Görüşmek üzere.

El sallayarak uzaklaştı Barış. Kerem de biraz önce Yasemin’in kalktığı banka oturdu. Bu sevimli çocuğun arkasından düşüncülere daldı. Şimdiye dek hiç evlenmediği için pişman olmamıştı ama her zaman çocuk özlemiyle doluydu içi. Keşke benim de böyle bir oğlum olsaydı dedi. Gülümsedi ve Barış’nin annesiyle babasının ne kadar şanslı olduklarını düşündü. Böyle bir evlat için herşeyini feda edebilirdi.

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

13/4/2008 - İkili Yalnızlığımız





İkili Yalnızlığımız

Onlar Yalnızlardı. Yalnızlığı paylaşan koca yürekli insanlardı...
Aşk'a müsait değillerdi. Ama aşk aniden girdi hayatlarına..
Herşey çok daha zorlaştı...
İkili yalnızlıklarında birbirlerine ihtiyaçları vardı.

Şanssız bir anne... Saygın bir iş adamı... Kariyerini yarıda bırakmak zorunda kalan bir kadın... Romantik bir aşk yazarı... Ve bir genç kız...

Hayat onları nasıl sınayacaktı?

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

6/2/2007 - 06.02.07 - Yeniden

SeVGili Günlük;

 Haylaz kız geri geldi. Ama çok pişman. Kendini hayırsız evlat gibi hissediyor. Buralar tozlanmış. Nasıl da güzel hazırlamıştım sayfamı pembiş pembiş. Cholitacığımdan kıskanmıştım da yapmıştım. Şimdi o da yok. Ama kimbilir belki bir gün o da geri döner. Cholitacım dönersen ve okursan ben seni hala unutmadım. Aslında kimseyi unutmadım. Burayı da unutmadım. Zaman zaman gelip kontrol ettim. Ama üstümde bir tembellik bir tembellik, sanki yaşlanmışım elimde bir baston uzakları işaret edip “buralar bir zamanlar benimdi” diyorum.

 Bu yazıya başlamadan kasıntı bir yazı yazmıştım buralara tekrar yazamadığım için ne kadar behbaht olduğumu falan anlatıyordum. Oysa anlatacak o kadar çok şey varken bu eski Türk Filmi ağızlarına ne gerek var ki? O yüzden sildim hepsini.

 Ben işe girdim biliyor musunuz? Hem de 5 aydır çalışıyorum. Tam 5 ay.. Bu 5 ayın bana etkisi ne oldu? Erken uykusu gelen, biraz daha sinirli, içinden daha çok konuşan (ya da küfreden), yorgun bir Nehir oldum. İki yıl sonraki halimi düşünemiyorum.

 Bay KıRo (bu ismi yeni taktım yakıştı da :) tarihin tozlu sayfalarına gömülmek üzere kendi kendini yoketti. Bir gün ondan da bahsederim uzun uzun.

 Artık burdayım. Eski dostları tekrar görebilme dileğiyle (Evet evet biraz da AğıR Abla ağzı kullanmaya başlamışım)

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- İleri ->

Hakkımda

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

    Arkadaşlarım

    h2so4
    raciegi
    sessizofke01
    Özkan Özdemir
    baymanyakxx
    battygirl
    hayal211
    ikizizbiz
    Merc. Han.
    yasaklisevgili
    izmir2023
    betül ayangil
    fevben
    sekerkizz
    princesswwwsindrella
    erdalgenis
    huzzam
    fuadyusufoglu
    persephone

    www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

    Scroll images by bigoo.ws


    Cursors